20 Kasım 2013 Çarşamba

MİRÓ'NUN ÇOK RENKLİ DÜNYASINA BUYRUN



20. yüzyıl sanatının en ilham verici isimlerinden büyük İspanyol sanatçı Joan Miró, Mourlot ve Maeght koleksiyonlarında yer alan 60 eseriyle İstanbul ’a konuk oluyor. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi (MSGSÜ) ev sahipliğinde Kült işbirliğiyle düzenlenen ‘Jean Miró İstanbul’da sergisi bugün Tophane-i Amire’de açılacak. Radikal’in basın sponsoru olduğu sergi, 19 Ocak’a kadar devam edecek.

1924 yılında Sürrealist Manifesto’yu yayımlayan Andre Breton’un “İçimizdeki en sürrealist” diye tanımladığı Joan Miró, canlı renklerin, kadınların, kuşların, güneşin ve yıldızların göksel bir mekâna serpiştirildiği çocuksu ve nükteli resimleriyle izleyiciye fantastik bir dünya sunar. 1893 yılında Barcelona’da doğan Joan Miró, eserlerine hâkim olan hayat dolu şiirsel, ince zekâ ürünü ve doğaçlama atmosferle ön plana çıkar.
Miró’nun ilk dönemlerinde Fovizm ve Kübizm etkisinde yaptığı Katalan manzaraları 1920’lerin başlarında sürrealizm etkisiyle ‘rüya resimlere’ doğru yönelir. 1930’larda ise İspanya’daki iç savaşa dönüşen siyaset nedeniyle Miró’nun Katalan kimliği ve yaşadığı çelişkiler bu dönemde ürettiği eserlerde baskın hale gelir. Şiddetin ve ruhsal ıstırabın baskın olduğu bu yıllarda eski düşsel ortamın yerini vahşet, eğilip bükülmüş, biçimi bozulmuş figürler ve siyah renkler alır. Bu ruh haline rağmen materyallerin alışılmadık kombinasyonları üzerinde denemeler yapmayı sürdüren ve birbiriyle bağlantısı olmayan imajları şaşırtıcı biçimde yan yana getiren Miró, bu keşifler sonucunda resimlerinde sanata yaptığı en büyük katkılardan biri olan yeni bir işaret dili geliştirir.
“Resim mağara adamlarının çizimlerinden beri çöküş içerisindedir” diyen Miró, işaret ve sembollerden oluşan evrenini hep ilkel bir ressamın doğallığıyla oluşturur ve ulaşmaya çalıştığı bu ‘saflık’ onu çağdaşlarından ayıran en belirgin özelliği olur.
Özellikle kamusal alanlarında bulunan eserleriyle tıpkı Gaudi gibi Barcelona’ya mimari kimliğini kazandıran isimlerden biri olan Miró, uzun kariyeri boyunca yalnızca yağlıboya, baskı resim ve kitap resimleri üretmekle yetinmeyip; eskiz, kolaj, seramik, heykel, sahne tasarımı, duvar resmi ve dokuma alanlarında da çalışmıştı.

0 yorum:

Yorum Gönder