24 Temmuz 2013 Çarşamba

TÜRK SOYUT SANATI ZÜRİH'TE



Soyut ve kavramsal sanatın dünyadaki sayılı kurumlarından Zürih Haus Konstrultiv Müzesi, bu günlerde ‘Hot Spot İstanbul’ başlıklı bir sergiye ev sahipliği yapıyor. ‘Hot Spot Istanbul’un çıkış noktasını, 1940’ların sonundan beri gelişen Türk soyut ve kavramsal sanatı ve bunun etkisinde kalan, genç jenerasyon sanatçıları oluşturuyor.

‘Hot Spot İstanbul’ projesi; sanatçıların, koleksiyonların ve bu projenin gerçekleşmesini destekleyen özel kişilerin işbirliğine dayanıyor. Türk soyut sanatına tarihsel ve geniş bir bakış sunan sergideki eserlerin önemli bir bölümü iki yıl önce Santralistanbul’da sergilenen Papko Sanat Koleksiyonu’na dayanıyor.
Müzenin giriş katındaki DNA bölümünde Can Altay’ın, Türk modern sanatının başlıca isimlerinin yapıtlarını kapsayan ve onları birbiriyle ilişkilendirerek somut bir kavramsal çerçeveye oturtan, mekâna özgü büyük bir enstalasyonu bulunuyor. Bu bölümde yer alan sanatçılar, 1940’tan günümüze kadar; Adnan Çoker, Nejad Melih Devrim, Burhan Doğançay, Renée Levi, Ahmet Oran, Mübin Orhon, Seçkin Pirim, Arslan Sükan, Canan Tolon, Seyhun Topuz, Ömer Uluç, Ebru Uygun, Ekrem Yalçındağ ve Fahrelnissa Zeid. Bilgilendirici bir depo özelliği taşıyan bu ilk bölüm tüm serginin ‘DNA’sını oluşturuyor.
İkinci ve dördüncü kattaki daha küçük bölümlerde, Ekrem Yalçındağ ve Ebru Uygun’un kişisel sergileri yer alıyor. Dördüncü kattaki geniş alanda Serhat Kiraz, Renée Levi, Ahmet Öktem, Sarkis, Arslan Sükan ve Erdem Taşdelen’in işleri; beşinci kattaki küçük odalarda ise, 1945 sonrası Türk sanatında tarihsel önem taşıyan dört sanatçının; Nejad Melih Devrim, Mübin Orhon, Ömer Uluç ve Fahrelnissa Zeid’in solo sergileri yer alıyor.
 ‘Hot Spot İstanbul’un küratörü Dorothea Strauss, sergiyi beş ayrı bölüm üzerinden kurguluyor. Bu bölümlerden biri de sanatçı Ebru Uygun’un kişisel sergisi. Uygun, sergi alanının karşılıklı iki kısa duvarında 4,5 x 8 m uzunluğunda duvar yerleştirmeleri gerçekleştirmiş. Biri beyaz, biri de siyah renkli olan ‘Behind the Sleep Lyrics’ ismindeki mekâna özgü eserler, Uygun’un tuval üzerine yaptığı eserlerle benzerlik gösteriyor. Bu işler de, bir “yeniden üretme” neticesinde ortaya çıkan, tuval bezlerinin üst üste getirilmesiyle meydana gelen soyut eserler. Mekânda ayrıca Uygun’un kariyerinin çeşitli dönemlerini temsil eden ve farklı grafik anlayışları yansıtan beş eser daha var. Küratör Dorothea Strauss’un farklı renk paletlerine ve görsel dillere sahip eserleri bir bütünlük oluşturacak şekilde yerleştirdiğini belirten Ebru Uygun, dalgalı hatların köşeli çizgileri, monokrom eserlerin renkli işleri tamamlamasını gözettiklerini söylüyor.
Ebru Uygun, ‘Hot Spot İstanbul’un, Dorothea Strauss’un sergi kataloğunda da belirttiği üzere; “soyutlama, indirgeme, minimal ve kavramsal sanat gelenekleri arasındaki nüanslarla” ilgilendiğini ve kendi eserlerinin de Türk modern ve çağdaş sanat tarihinde bu hatlar üzerinde anlam kazanan yapıtlar olduğunu belirtiyor.
‘Hot Spot İstanbul’ sergisi, 22 Eylül’e kadar açık kalacak.

0 yorum:

Yorum Gönder