25 Ekim 2013 Cuma

ENERJİ İÇİN NANE VE LAVANTA YAĞI



Uzmanlar, gün içerisindeki enerjiyi yükseltmek için en iyi çözümün, kısa süreli, tıbbi nane yağı ve lavanta yağı koklanması olduğunu belirtti.

Yeditepe Üniversitesi Hastanesi açıklamasına göre, tatil dönüşü işe başlama ve giderek artan iş temposu, eğitim döneminin başlaması, kısalan gün ve soğuyan havalarda kişilerin olumsuz ruh hali içine girebiliyor. Açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Erdem Yeşilada, sonbaharın etkisiyle insanların enerjilerinin düştüğünü belirterek, gün içerisindeki enerjiyi yükseltmek için en iyi çözümün "tıbbi nane yağı" ve "lavanta yağı" olduğuna dikkati çekti.
Yeşilada, bu iki yağ karışımının gün içerisinde kısa süreli koklanması ile enerjinin yenilenmesine katkı sağladığını vurgulayarak, yoğun iş temposu ve soğuk algınlığı gibi iş ve eğitim hayatı performansını olumsuz etkileyebilecek etkenlere karşı korunmak için önlem alınması gerektiğini anlattı.
Tercihen eylül ortalarından başlayarak 2-3 aylık kürler ile vücuda enerji desteği ve bağışıklık sistemi desteğinin sağlanması gerektiğini aktaran Yeşilada, "Tüm yaş gruplarında bağışıklık sisteminin desteklenmesi için 'beta-glukan' taşıyan ürünlerin eczanelerden temin edilerek kullanılması önerilir. Vücut enerjisinin desteklenmesi için ise yaşı 35-40'ın üzerinde olanlar için 'Kore Ginsengi' kökü özütü taşıyan güvenilir marka besin desteklerinin kullanılması yararlı olacaktır. Daha gençler için ise vitamin ve mineral desteği alınması yeterlidir" ifadelerini kullandı.
Yeşilada, bu temel uygulamaların haricinde bitki çayları ile sağlığın desteklenmesi önerisinde bulunarak, özellikle kalabalık yerlerde bulunan kişiler için soğuk algınlığı riskinin azaltılması amacıyla güvenilir marka adaçayı ve ıhlamur ile hazırlanan çaydan günde 1-3 defa içilmesinin yararlı olacağına işaret etti.
Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Yard. Doç. Dr. Berfu Günel Akbaş ise sonbahar sendromunu psikolojik olarak ele alarak, mevsimsel sendromların çoğunlukla sonbahar ve kış aylarında görülmesine rağmen, ilkbahar ve yaz aylarında tetiklenen depresyonların olduğunu anımsattı.
Serotoninin eksikliğinde depresyonun ortaya çıktığını dile getiren Akbaş, "Bu sendromun özel bir kişilik tipi yoktur ancak bazı kaynaklar depresif mizaç olarak bir kişilik tipi belirtirler. Bu tiplerin depresyona daha meyilli olduğu söylenir. Bir de bipolar bozukluk dediğimiz manik- depresif hastalığın depresyon dönemleri kış depresyonu olarak tanımlanıyor olabilir. Bu noktada çok dikkatli davranıp manik-depresif hastalığı gözden kaçırmamak gerekli. Çünkü ikisi birbirine karışabilir ve başlanan tedavi bir takım olumsuz etkilere yol açabilir" uyarısında bulundu.
Akbaş, sonbahar sendromunun belirtilerinin, gün boyu süren keyifsizlik, isteksizlik, eskiden keyif alınan aktivitelerden zevk alamama, iştahsızlık, uykusuzluk, yorgunluk, konsantrasyon problemleri, suçluluk duyguları, başağrısı, mide-barsak problemleri gibi fiziksel yakınmalar olduğunu belirterek, şu değerlendirmeleri yaptı:
"Pratiğimizde de görüyoruz ki, artık antidepresan ilaçlar çok sık kullanılmakta. Komşu-akraba tavsiyesiyle kimi zaman da konunun uzmanı olmayan hekimlerce öneriliyor. Ancak her antidepresan ilaç her hastaya uygun değildir. Kimisi uyku kaçırır, kimi tansiyon yükseltir, kimi kilo aldırır... Yani bu ilaçların psikiyatri uzmanlarınca önerilmesi uygundur. Özellikle arkadaş-akraba tavsiyesi ile kullanılmamalıdır. Depresyon belirtileri, yoğun ve 1 aydır devam ediyorsa, ilaca başlanması önerilir. Bu ilaçlar bağımlılık yapmaz ve uyuşturucu değildir. İlaç tedavilerinin yanında özellikle kış depresyonunda hastalarımıza güneş ışığından mümkün olduğunca faydalanmalarını öneririz. Yine ağır karbonhidratlı bir rejimden uzak durmaları da tavsiyelerimiz arasındadır. İlaç kullanımını gerektirmeyecek kadar hafif depresyonlarda ise çeşitli psikoterapi teknikleriyle hastalarımıza yardımcı olmaya çalışıyoruz."

0 yorum:

Yorum Gönder