16 Şubat 2010 Salı
TÜRK İŞADAMLARINA 5 YILLIK SCHENGEN
İTO Yönetim Kurulu Başkanı Murat Yalçıntaş, uluslararası ticaretin önündeki en büyük engellerden birinin, vize problemi olduğunu belirterek Türk işadamlarının artık İTO’dan alacakları tanıma mektubuyla müracaat ettiklerinde 5 yıla kadar ve çok daha kolay vize alabileceklerini söyledi.
Türk işadamlarının İtalya’dan alacakları vizeyle tüm Schengen ülkelerine girebileceklerini belirten Yalçıntaş, bu kolaylıktan firma sahiplerinin yanı sıra üst düzey çalışanların da yararlanabileceğini ifade etti. Tanıtma mektubunu verirken çok titiz davranacaklarına dikkat çeken Yalçıntaş şunları söyledi:
“Firmanın, devamlı bir firma olup olmadığına, devlete ve bize karşı yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğine dikkat edeceğiz. Küçük veya büyük bir işletme olması bizim için önemli değil.”
MİLLİYET – AA
ANTİK TÜNEL HEYECANI
DHA muhabiri, Yrd. Doç. Dr. Akın Ersoy başkanlığındaki Agora kazıları ekibinde yer alan arkeolog Çağdaş Yılmaz’la birlikte bu tünele girerek bir süre ilerledi. Yüksekliği 2 metre, eni bir metre olan tünelin nereye kadar devam ettiği henüz tam olarak belirlenemedi. “Tünelin şimdiki Kadifekale eteklerine uzandığını tarihi bulgular da ortaya koyuyor” diyen Yılmaz, şunları kaydetti:
“Efsaneye göre; Makedonya kralı Büyük İskender’in Bayraklı’daki ilk Smyrna kentini ve çevresindeki küçük yerleşimleri ele geçirdiği sırada gördüğü bir rüyaya dayanıyor. İskender avlanmak üzere geldiği Pagos (şimdiki Kadifekale) eteklerinde Nemesis Tapınağı önündeki bir pınarın başında ve bir çınar ağacanın altında uykuya dalar. İskender’in uyuduğu pınardan akan suyun yolu tünel olarak anılmıştır. Roma dönemi su kanalları aslında tünel büyüklüğündedir. Bu su da tam 2 bin 500 yıldır bu kanallardan kesintisiz Agora’ya akmaktadır. Şu anda tünelin gidebildiğimiz kadarının içi diz hizasına kadar pınarın suyu ile dolu. Sikkelerde zaten bu olayın temsili var. Gerekli restorasyon ve güçlendirmeler yapılırsa, tünel ziyarete açılabilir.”
MİLLİYET
PATATES CİPSİ MUTLU EDİYOR
Araştırmacılara göre cipsin mutlu etme nedenleri arasında içeriğindeki karbonhidratlar olabileceği gibi kokusu ve tadı da çocukluk günlerini hatırlattığı için mutluluk veriyor olabilir.
Birmingham'daki Aston Universitesi’nden Dr Mike Green’in 60 kadın ve erkek arasında yaptığı araştırma kapsamında deneklere ilk olarak 1945 yılında Hiroşima’da yaşanılan dehşet anları izletildi. Sonrasında ise deneklerin yarısına olaydan uzaklaşmaları için bir dergi verilirken yarısına da cips yedirildi. Araştırma sonucunda cips yiyen kişilerin çok daha iyi hissettiği ve 20 dakika sonra daha soğukkanlı oldukları görüldü.
Uzmanlar bu durumun cipsin tadında beynin kimyasında biyolojik etki yaratan besin etkilerinden kaynaklanabileceğini belirtti.
HÜRRİYET
PİCASSO'NUN GRAVÜRLERİ İLK KEZ
Suna ve İnan Kıraç Vakfı (SVİKV) Pera Müzesi, kuruluşunun 5'inci yılında, 20. yüzyıl sanatının büyük ustası Pablo Picasso'nun 'Suite Vollard' adlı gravür serisini 16 Şubat-18 Nisan 2010 tarihleri arasında ilk kez ve bir bütün olarak sanatseverlerle buluşturuyor.Dönemin sanat simsarlarından Ambroise Vollard tarafından sipariş edilen ve 100 gravürden oluşan sergiyle ilgili Pera Müzesi'nde gerçekleşen basın toplantısında konuşan SVİKV Kültür ve Sanat İşletmesi Genel Müdürü Özalp Birol, sergiyi İnstituto Cervantes ve Fundacion Mapfre işbirliği ile gerçekleştirdiklerini söyledi.
Birol, 20. yüzyılın şüphesiz en büyük ustalarından olan Picasso'nun aşk, şiddet, sanatsal yaklaşım güçlükleri gibi konulara eğildiği ''Suit Vollard'' serisindeki eserlerin, başyapıtlarından ''Guernica''yı andırdığını ifade etti.
Serinin daha önce Hindistan'da sergilendiğini anlatan İnstituto Cervantes Direktörü Carmen Caffarel, Cervantes Enstitüsü'nün serginin daha iyi anlaşılması için ''Picasso kültürü ve Picasso'yu yeniden düşünmek'' adlı sohbetler de gerçekleştireceğini söyledi.
Fundacion Mapfre Direktörü ve sergi küratörü Pablo Jimenez Burillo, eserlerin korunmasının ise çok ciddi şekilde yapıldığını belirterek, eserlerin sergilendiği her bir güne karşılık 3 gün karanlıkta tutulduğuna dikkati çekti.
Picasso'nun sanatsal üretkenliğinin doruğunda olduğu sırada içinde bulunduğu yaratıcı evrenin bazı anahtarlarını ortaya koyan konuları, biçemi ve tekniği yansıtan bu seride, Picasso'nun aşkları, model ve heykeltıraş, çıplaklık, portre ve farklı mitolojik temalar bulunuyor.
Aynı zamanda bir heykeltıraş, seramikçi ve gravürcü de olan Picasso'nun en iyi ürünleri arasında olan Suite Vollard, düzen ve şiddet, klasizm ve biçim bozum, dinginlik ve kaos arasında gidip gelen Picasso tipi diyalektiği yansıtıyor.
Mantıksal bir sıralamanın olmadığı kronolojisinin güncel olayları ve sanatçının kişisel deneyimlerini izlediği seride, oyma baskılarla Picasso'nun aşk, çıplaklık, erotizm, tutku, kaos, portre mitolojik temalar ve yaşam öyküsel göndermeleri dikkat çekiyor.
Sergi çerçevesinde Pera Müzesi'nde konferanslar ve çocuklara yönelik eğitim programları da gerçekleştirilecek.
NTVMSNBC
TROYA 26 - 27 ŞUBAT TARİHLERİNDE HARBİYE AUDİTORİUMU'NDA...
Batı uygarlığına kaynaklık etmiş, dünya edebiyatının odağı olan TROYA ilk kez anayurdundan dünyaya açılıyor.Dev prodüksiyon TROYA, galasını gerçekleştirdiğimiz 08 Nisan 2008 tarihinden bugüne 100 gösteriyle 500.000 canlı performans seyircisine ulaştı.
Genel Sanat Yönetmenliğini Mustafa Erdoğan’ın yaptığı TROYA, tüm sanatseverleri düş ile gerçeğin, bilim ile ütopyanın iç içe geçtiği insanlık tarihinin en eski ve en bilindik öykülerinden biriyle buluşturuyor.
Tarih : 26.02.2010 21:00:00 - 27.02.2010 21:00:00
Mekan : İstanbul Kongre Merkezi Harbiye Salonu
Bilet fiyatları;
1. Kategori: 120,00 TL
2. Kategori: 100,00 TL
3. Kategori: 90,00 TL
4. Kategori: 70,00 TL
5. Kategori: 60,00 TL
6. Kategori: 50,00 TL
Kaynak : Biletix
365 GÜN MÜZİK
"AMBALAJSIZ" DÜKKAN
Ambalaj malzemelerinin yarattığı kirliliği önlemek için Londra'daki bu dükkan bir çözüm buldu. Bu dükkandan alış veriş yapmak isteyenler kendi kutularını da yanlarında getiriyorlar.Dükkandaki ürün yelpazesi çok geniş. Fındık-fıstık, un, şeker, meyve-sebze, baharatlar, yağlar, sirkeler, peynirler, ekmekler... Dükkanın ismi ise anlamlı "Ambalajsız"...
"Ambalajsız" dükkanın sahipleri neden böyle bir yöntem seçtiklerini şöyle anlatıyor: "Üç sebebimiz var. Birincisi bu yöntem çok daha ucuz. İkincisi ambalajların yarattığı kirliliği önlüyor. Üçüncüsü ise ambalajların üretimi için harcanan enerjiden tasarruf ediliyor."
"Ambalajsız" dükkanda müşterilerden kendi sepetlerini, kutularını, kavanozlarını getirmeleri isteniyor. Diyelim ki getirmeyi unutanlar çıktı, dükkan size ödünç veriyor.
NTVMSNBC
VANLI AĞUSTOS BÖCEĞİ SERHAD
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Koçak ile eşi Yrd. Doç. Dr. Muhabbet Kemal Koçak, yürüttükleri çalışmalar sırasında, ilk kez buldukları bir ağustos böceği türünü bilim dünyasına kazandırdı.Prof. Koçak, “Bu yeni tür, Türkiye’nin en doğusundaki serhad şehri Van’a atfen ‘Tibicina serhadensis Koçak&Kemal, 2010’ diye bilimsel olarak adlandırılırken, böceğin Türkçe adı da Serhad olarak konuldu” dedi.
HÜRRİYET
15 Şubat 2010 Pazartesi
TÜRK DÜNYASI SİNEMA GÜNLERİ BAŞLIYOR
İstanbul Üniversitesi (İÜ) Avrasya Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Hayati Tüfekçioğlu, İstanbul'un 2010 yılında Avrupa Kültür Başkenti olması ve çağdaş Türk halklarının sinema yoluyla İstanbul'da tanıtılmasının kültür ve sanat hayatına renk katacağını söyledi. ''4. Türk Dünyası Sinema Günleri'' hakkında bilgi veren Tüfekçioğlu, İstanbul Üniversitesi Avrasya Enstitüsünün üstlendiği organizasyonun, Kültür ve Turizm Bakanlığının katkılarıyla İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş, Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı (TİKA), Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) ve Beyoğlu Belediye Başkanlığı desteğinde düzenlendiğini söyledi.
Tüfekçioğlu, Türk Dünyası Sinema Günleri'nde yer alan filmlerin, organizasyona katılan ülkelerde düzenlenen festivallerde yer almış, birçoğu ödüllü filmlerden oluştuğunu vurgulayarak, organizasyona, Türkiye'nin yanı sıra Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan, Tacikistan, Sincan Uygur Özerk Bölgesi, Başkurdistan ve Tataristan Özerk cumhuriyetlerinin katılacağını bildirdi.
Hayati Tüfekçioğlu, 4 gün sürecek organizasyonun amacının, ''katılımcı ülkeleri ortak kültürel değerler etrafında buluşturmak, kaynaştırmak, hızla gelişen dünyada ortak tarih ve kültürel değerler ışığında gelecek vizyonu oluşturmak ve Avrasya coğrafyasına yayılmış çağdaş Türk ülkelerinin kültürel değerlerinin sinema yoluyla paylaşılmasını sağlamak olduğunu'' kaydetti.
Organizasyonun ana mekanlarının Beyoğlu Muammer Karaca Tiyatrosu, Zeytinburnu Kazlıçeşme Kültür Merkezi, Kartal Bülent Ecevit Kültür Merkezi, İstanbul ve Aydın üniversiteleri olacağını kaydeden Tüfekçioğlu, organizasyonun içinde yer alan ''Ustalara Saygı'' etkiliğinde Cengiz Aytmatov, Halit Refiğ, Zeki Ökten ve Yücel Çakmaklı'nın, Alima Okeyeva, İrfan Çiftçi, Mesut Uçakan ve Kamil Engin tarafından gençlere anlatılacağını belirtti.
Tüfekçioğlu, Türk dünyası sinemacılarını öğrencilerle buluşturan organizasyonun, 15 Şubat’ta başlayacağını ve 18 Şubat Perşembe gününe kadar devam edeceğini, tüm etkinliklerin ücretsiz takip edilebileceğini sözlerine ekledi.
STAR
HAFTALIK ÇALIŞMA SAATİ 21'E İNDİRİLSİN ÇAĞRISI
New Economics Foundation (Yeni Ekonomi Vakfı) tarafından hazırlanan raporda çalışma saatlerinin indirilmesinin hem işsizliğe hem de aşırı çalışma sorunlarına çare olacağı dile getiriliyor.
Raporda günümüz İngiltere'sinde, 2 buçuk milyon kişinin işsiz olmasına karşın, çalışma saatlerinin 30 yıl öncesinden daha uzun olduğu belirtiliyor. Vakfın raporunda, iş saatlerinin azaltılmasının çalışanların daha az para kazanması anlamına geleceğini ancak böylece diğer anlamlı etkinliklere ayıracak zaman bulunabileceği kaydediliyor. Raporda, böylece çocuklar, yaşlılar ve aile içinde yardıma ihtiyaç duyanların bakımı için daha fazla zaman bulunabileceği gibi vatandaşlık görevlerinin yerine getirilmesi içinde de ekstra zaman olacağı dile getiriliyor.
Raporu hazırlayanlardan Anna Coote, "Böylece daha iyi ana-babalar, daha iyi vatandaşlar, daha iyi komşular haline gelebileceğimiz gibi, daha az stresli ve daha mutlu olacağımız için işimizde de daha üretken insanlar haline gelebiliriz" diyor. Raporu hazırlayan vakfın yöneticilerinden Andrew Simms de, "Böylesi bir kültür değişimi karşımıza halletmemiz gereken ciddi sorunlar çıkaracaktır ama bunun gerek ekonomiye, gerekse yaşam kalitemiz ve gezegenimize çok büyük katkıları olacaktır" diyor.
BBC TÜRKÇE
14 Şubat 2010 Pazar
ÖZPETEK 'SERSERİ MAYINLAR'LA BERLİNALE'DE
60. Berlin Film Festivali Berlinale'de galası yapılan 'Serseri Mayınlar' filminin yönetmeni Ferzan Özpetek, düzenlenen basın toplantısında yaptığı açıklamada, bu filmi güldürmek için yaptığını belirterek, "Benim için bir zevkti. İnsanların birbiriyle olan ilişkilerini anlatmak zordu. Büyüleyici ve güzel, ancak zor bir çalışma oldu" dedi.Bir gazetecinin, "Bu film Alman yönetmen tarafından çekilseydi çok ciddi olurdu. Bunu bu şekilde nasıl yaptınız?" şeklindeki sorusuna karşılık Özpetek, Türkiye'den 17 yaşındayken İtalya'ya gittiğini, Türkiye'de ve İtalya'da çok sayıda film izlediğini, hayatta trajik olaylara çoğu zaman güldüğünü, bunun kendi tarzı olduğunu ifade etti.
İtalya'yı bir gereksinim olduğu için değil, bilinçli bir şekilde tercih ettiğini belirten Özpetek, "İtalya'yı, bu ülkeye karşı iyi duygularım olduğu için seçtim. İçimde sevgi vardı bu ülkeye karşı. Bir gereksim olarak değil, bilerek ve film çekmek için bu ülkeyi seçtim" diye konuştu.
Özpetek, "Serseri Mayınlar"ın 12 Mart'ta İtalya'da gösterime gireceğini kaydetti.
Filmde oynayan Lunetta Saviano ve Elena Sofia Ricci de bu filmde kendilerine rol vermesi nedeniyle Özpetek'e teşekkür etti.
NTVMSNBC – AA